Sendika.Org Emek Hareketinin Gündemi
  Börklüce Mustafa’nın yaşayan ruhu: 2009 Karaburun Bilim Kongresi-Doğan Emrah Zıraman
  12 Eylül 2009 -  Doğan Emrah Zıraman
Coşkunun kongresi

Saatler süren toplantılar, tartışmalar, uzlaşmalar, kahkahalarla 10 aylık bir çalışma sonucu, 3-6 Eylül 2009 günleri 80’den Sonra üst başlığı ile toplandı Karaburun Bilim Kongresi. Yüzün üstünde katılımcı ve davetlinin yer aldığı, 800’ün üstünde izleyicinin katıldığı bu yılki kongrenin tek kelimelik özeti galiba coşku olurdu.

Kongreyi düzenleyenlerin çalışmalarındaki coşkuyu Karaburun’a gelen hemen herkese bulaştırabilmesi sanırım kongreyi düzenleyenlerin en büyük başarısıdır.

Kongre her şeyden önce rutin bilimsel kongrelerin dışında olma amacıyla 4 yıl önce yola çıktı. Bu rutin dışına çıkma hali bile kongreyi canlı bir merkez haline getirdi.

Ancak bu yılki kongrede gördüğüm, kongrenin hem düzenleyicilerinin hem de katılımcıların beklenti ve niyetlerini aşmış olmasıdır.

2009 Karaburun Bilim Kongresi’nin coşkulu bir arayışın en somut ve en kalabalık bir göstergesi olarak görmenin, geleceğin tasavvuru açısından zorunlu olduğunu düşünüyorum.

Neden bir arayış, nasıl bir arayış sorusu kendisini tartışmalarda çok net biçimde gösterdi. Tartışmalar zaman zaman sert geçse dahi ortaya sunulan hiçbir düşünce diğerinden daha üstün olamadı. Ama daha da ilginci hiçbir düşünce de diğeri kadar değersiz değildi.

Öyle ki, önceki kongrelerde var mıydı bilmiyorum, ama bu yıl oturum yürütücüleri korsan bildiri tabir edilen, soru soranın sorusundan önce uzun bir giriş yapmasını, özellikle teşvik ettiler.

Bir kongrede izleyicilerin sadece soru soran kişi olma durumunu ortadan kaldırıp, illa soru sormak zorunda olmadan sadece düşüncelerini açıklayabilmelerinin önünü açtılar. Hal böyle olunca kongrenin katılımcıları ve izleyicileri dinleyen ve anlamaya çalışan konuma karşılıklı biçimde yerleşti.

Bu basit gibi görünen durum önemliydi, çünkü izleyiciler sunumda bulunanlar kadar güçlü ve yerinde argümanlarını tartışma, ortaya sunma olanağına sahip olabildiler.

Dışarıdan bakılınca birbiri ile aynı değere sahip düşüncelerin varlığı bir umutsuzluk gibi de algılanabilir. Ancak, tamamen kişisel yargım şudur ki, kongreye katılan hemen herkes arayışlarında yalnız olmadıklarını, başkalarının da kendileri kadar tutkulu biçimde bir arayış içinde olduğunu somut biçimde gördü. Ve bu arayışın aynı toplumsal ilişkileri arzulayan insanlarca yapılıyor olması kongrenin bu yıl ki coşkusunun nedenini açıklar gibi gözükmektedir.

Karaburun Bilim Kongresi arayışın yeni bir odağı olmaya başladığını bu yıl göstermiştir. Bundan sonraki kongrelerin bu arayışı göz önünde bulunduracağından eminim.

Kongreye dair en ağır eleştiri

Kongrede her şey güllük gülistanlık değildi tabii. Cumartesi günü şahsen şahit olduğum bir “eleştiri”, belki de kongrenin şimdiye kadar aldığı en ağır eleştiri oldu.

A Salonundaki çaylardan da sorumlu kişi olarak çay ocağının başında kahvesinden bardağına her şeyi düzenlerken, orta yaşlarda bir bayan kahvesini almış ancak kahvesine koymak istediği süt tozunun bitmiş olduğunu görmüş.

Kahve keyfinin süt tozu eksikliği ile kaçmış olmasından olacak ki birazcık sinirlenerek “süt tozu bitmiş” diyince, ben de “daha yeni koymuştum” düşüncesini aklımdan geçirerek biraz şaşkınlık ve mahcubiyetle “bitmiş mi?” diye sorunca aldığım cevap şu oldu: “Başından beri bu sorun var.”

Her ne kadar bu kadar ağır bir eleştiriyi (!) beklemesem de şunu düşünmeden edemedim: Süt tozu sorunu bu yılki kongrenin başlangıcından itibaren mi var, yoksa 4 senedir mi var?

Ben gene de kongreyi düzenleyenlerin bu ağır eleştiriden dersler çıkaracağına inanıyorum.

Özel teşekkür


Bu yıl kongrede var olan iki gruba buradan özel olarak teşekkür etmek istiyorum.

Geçen yıl bir minibüs ile katılan bu yıl ise bir üst modele çıkarak bir otobüs dolusu öğrenciyle kongreye katılan Dicle Üniversitesi Felsefe Kulübüöğrencilerine azimleri ve kongrenin her yerindeki varlıklarından dolayı teşekkür ederim.

İkinci olarak da kongreye sadece ve sadece insan gücümüze destek olur musunuz ricasıyla gelen İzmir’in çeşitli üniversitelerinden okuyan öğrenci arkadaşlarımız… Her ihtiyacımız olduğu anda ve yerde Hızır gibi yetişip yüklerimizi aldınız. Sizlere de kocaman teşekkürler.

Kongre’nin son cümlesini kuran Nida Kamil Özbolat’ın, Nazım’ın Şeyh Bedreddin Destanın’dan yaptığı alıntı ile seneye görüşmek üzere diyorum.

Ne ah edin dostlar, ne ağlayın
dünü bugüne
bugünü yarına bağlayın.


Son Doğan Emrah Zıraman Makaleleri

Sendika.Org Anasayfa

Sendika.Org'un tüm yazili ve görsel içerigi kaynak göstermek kosuluyla özgürce kullanilabilir.