DİSK Basın-İş Çağlayan Adliyesi'ndeki eylem sonrasında basına sansür ve bazı gazetecilere yönelik tehditler ile ilgili açıklama yaptı:

DİSK Basın-İş Çağlayan Adliyesi'ndeki eylem sonrasında basına sansür ve bazı gazetecilere yönelik tehditler ile ilgili açıklama yaptı:
Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'nde yaşanan olay sırasında görev yapan gazeteciler bir kez daha polisin hedefi oldu. Yayın yasağını yeterli görmeyen görevliler basın emekçilerinin görev yapmasını engelledi, tartakladı ve gözaltına aldı.
BirGün gazetesi çalışanı Ece Aydın, gözaltına alınmasının ardından uzun süre elleri arkadan kelepçeli olarak tutuldu. Basın odasını boşaltan polisler tarafından merdivenlerden itilen bir kameraman merdivenlerden yuvarlanmaktan son anda kurtuldu. Kameraman polise yönelttiği, "Ne yapıyorsun? Öldürecek misin?" sorusuna "Görevimi yapıyorum" yanıtını aldı. Basın odasından çıkartılan basın emekçileri bir polis amirinin "Öldürün bunları" diye bağırdığını anlattı. Ankara'da Genç Gazete muhabiri Şevket Çavuşoğlu gözaltına alındı.
Tüm bu yaşananların alında yine polisin "sarı basın kartı" uygulaması vardı. Başbakanlık tarafından verilen kartı taşımayan basın emekçileri adliyeye alınmak istenmedi. "Sarı basın kartı" taşımayanlar gazeteci olarak görülmedi. Bu uygulamayı biliyoruz, Metin Göktepe de "sarı basın kartı" olmadığı için gözaltına alınmıştı. Öldürülen, cezaevine konulan bir çok meslektaşımız yine "sarı basın kartı" olmadığı için gazeteci sayılmamıştı.
Ancak bugün yetkililere sarı basın kartı da yetmedi. Cumhuriyet, Hürriyet, Zaman, Bugün, CNN Türk, Samanyolu gibi gazete ve televizyon kanallarının muhabirleri öldürülen savcı Mehmet Selim Kiraz'ın cenaze törenine alınmadı.
Bazı haber siteleri bu uygulamayı adeta 'ağızlarının suyu aka aka' duyurdu. İşin acı tarafı bu haber sitelerinin ait olduğu yayın kuruluşlarının daha önce birçok kez akreditasyon mağduru olmalarıydı.
Ayrıca dünkü eylemin ardından özellikle sosyal medyada bazı meslektaşlarımıza yönelik linç kampanyası başlatıldı. Eylem hakkında düşüncelerini ya da şüphelerini yazan birçok gazeteci açıkça tehdit edildi.
Bir internet sitesi İMC TV'nin mikrofonunun basın toplantısının yapılacağı kürsüden polis tarafından alındığını iddia etti. Ne bu doğruydu ne de buna yönelik görüntüde yer alan meslektaşımız İMC TV muhabiriydi.
Başbakanlık tarafından verilen "sarı basın kartı" bir denetim ve sansür aracıdır. Bu kartı taşımak, gazetecilik yapmak için bir koşul değildir.
Ancak anlaşılıyor ki AKP iktidarı artık sarı basın kartını da yeterli bulmuyor. İktidar "Benden olmayan gazetecilik yapamaz" diyor.
DİSK Basın-İş olarak bir kez daha gazetecileri baskılara karşı örgütlü olmaya çağırıyoruz.
Sendika.Org