Biz avukatlar; müvekkilimiz olan sizler adına, bize verdiğiniz her türlü bilgi, belge ve delillerin güvenliğini sağlamak için direnmeye hazırız. Siz yeter ki bizim arkamızda durun

Çağlayan eyleminde fatura önce savcı dahil odadakilere, dakikalar sonra ise avukatlara kesildi. Ama bu, biz avukatlar için beklenmedik bir şey olmadı. Çünkü biz 2010 referandumu sonrasında “Yeni Türkiye”de her iki yılda bir bu saldırıyla karşı karşıyayız.
Altyapısı yıllardır örülen bu süreç, ilk olarak 2011‘de Çağlayan Adliyesi açıldığında her kapıya x-ray cihazı ve duyarlı kapı konulması ile başladı. Yüzyıllar önce mücadele edilerek kazanılmış hakkımızı haftalar süren mücadelemizle yeniden kazandık.
Bundan iki sene sonra 2013 Şubat ayında Anadolu Adliyesi açıldığında karşımıza yine aynı uygulama çıktı. Yaklaşık 1 aylık mücadeleden sonra yine kazanan savunma oldu.
Tüm bu mücadelelerden dolayı hakkımızda açılan davaların çoğunda aklandık, bazılarında ise yargılama yıllardır sürüyor.
İki kez kaybeden hükümet cephesi sonraki iki yılda da boş durmadı; mahkeme kalemleri ile avukatların irtibatını kesen ön büro uygulamaları, turnikeler geçilerek girilebilen mahkeme kalemleri, güvenliklerden izin alınarak girilen özel yetkili mahkeme koridorları, dosya incelemek için savcılardan izin istemeler, vekalet olmadan dosya göstermemeler ile avukatlar cephesinde belli yarıklar açıldı.
Yargı alanının giderek politikleştiği, siyasi kapışmaların yargı üzerinden yapıldığı, otoriterleşmenin, hukuksuzluğun daha da arttığı bir ortamda avukatların sessiz kalacağı düşünülemeyeceğinden, avukatların sindirilmek istenmesi kaçınılmazdı. Beklenen müdahalede Çağlayan eylemi sonrası başladı.
Olayın ilk saatlerinde eylemciler arasında bir avukat olduğu iddiasıyla ilk işaret fişeği atılmışken, akşama gelindiğinde avukat kimliği ve cübbe ile içeri girdikleri herkese benimsetildi. Son kurşunu sıkmak da tabii ki Cumhurbaşkanına düştü.
Kendisinin deyimiyle söylemek gerekirse “velev ki eylemcilerden ikisi avukat” siz avukatın üzerini a-r-a-y-a-m-a-z-s-ı-n-ı-z!
Hukuki sebeplerini uzun ve sıkıcı olacağından dolayı en son yazacağım, önce teknik sebepler:
İşte bu nedenlerle, avukatın üzerinin aranması teknik olarak hiçbir sorunu çözmeyecektir. Zaten uygulamanın amacı da suçun önlenmesi değil, savunmanın terbiye edilerek mesleğin itibarsızlaştırılmasıdır.
II- İşin felsefi boyutuna gelince; avukatın üzerinin aranmaması ile korunan hukuki yarar avukatın değil müvekkili olan kişilerin ve genel olarak kamunundur. Teorik tartışmalar yerine, gerçekleşmesi muhtemel pratik örnekler vermek gerekirse;
Bunlar uç örnekler olsa da bir kısmı yaşanmış deneyimler. 15 yıllık meslek hayatında müvekkillerinin, arkadaşlarının, komşularının kimseyle paylaşmadığı hikayelerini “meslek sırrı” olarak saklayıp şişmiş biri olarak onlarca örnek verebilirim.
O nedenle biz avukatlar alışveriş merkezlerinde, havaalanlarında, gümrük kapılarında duyarlı kapılardan sessizce geçer ama adliye ve emniyet kapısında iken geçmeyiz. Çünkü oraya mesleki faaliyet için girer ve aranmaya sizleri korumak için direniriz.
Diğer yandan ceza akademisyeni/avukat olan bazı meslektaşlarımız da x-ray cihazından geçmeyi “arama değil tarama” diyerek makul görmekte, “sadece cihazla bakıyor, ne var ki?” diyebilmektedirler.
Bizler akademisyenler gibi sadece çantamızla evraklarla gezmediğimizden; teslim edeceğimiz delillerin, savunma sırasında görsel olarak kullanacağımız projeksiyon cihazının, savunma yaparken kullanacağımız ve suçta kullanılan sopayla aynı ölçüdeki mukavvadan yapılma sopanın açıklamasını güvenlikçilere değil, ilgili hakime savcıya yapmak için x-ray aramasına karşı çıkarız.
Yine üzerimizde delil olsa da,olmasa da üzerimizi aratmayız ki istisnası olmasın. Çünkü delil yokken üzerini aratıp delil varken “üzerimde delil var beni arama” dediğinizde ilk refleksin“delil neymiş göster bakalım?” olması, aratmazsanız gün boyu peşinizde polis dolaşması pek muhtemeldir.
Çantasını cihazdan geçirip içinde şüpheli bir şey bulunsa bile hakkını bilen bir avukatla karşılaştığınızda ona ulaşmak kolay değildir.
Hukuki sebeplerde açıklayacağım üzere ağır cezayı gerektiren suçüstü hali dışında avukatın çantası ve üzeri aranamayacağından, arama işlemi suçtur.
Üzerini aratan/taratan/elleten avukat meslektaşlarımız hevesle verecek olsalar da, bir avukatın çantasını karıştırmak için güvenlik veya polis değil, elinde hakim kararı olan savcı gelmelidir.
Çanta içerisindeki işlem arama sayılacağından, hakim kararı olmadan savcının çantayı arama yetkisi yoktur. Savcı önce mahkemeye hangi suç şüphesi ile hangi avukatın çantasını aramak istediğine dair dilekçe ile başvurarak hakimden karar almalı ve çantanın başına bu kararla gelmelidir.
Savcı çantayı boşaltmaya başladığında çantadan çıkan evraka avukat “bu benim müvekkilimle mesleki ilişkime aittir” veya “müvekkilimin dosyasında delil niteliği vardır” dediği anda savcı evraka veya delile göz ucuyla dahi bakamaz. Yapacağı şey, çıkanları zarfa koyup mühürlemek ve hakime götürmektir.
Hakim de 24 saat içinde kimsenin olmadığı ortamda mühürlü zarfı açmak, mesleki ilişkiye ilişkinse avukata iade etmek, suç delili ise el koyma kararı vermek zorundadır.
Dolayısı ile x-rayden geçse dahi avukatın üzerini ve çantasını aramak neredeyse imkansızdır.
Güvenlik personeli ve polisin elinde hakim kararı olmadan, hukuk okuyup savcı olmadan avukatın çantasına el atması hukuksuz; bunu yapan yetkisiz güvenlikçileri ve polisi orantılı güç kullanarak engellemek ise -suçu işlenmesini engelleme fiili sayılacağından- hak ve görevdir.
Biz avukatlar; müvekkilimiz olan sizler adına, bize verdiğiniz her türlü bilgi, belge ve delillerin güvenliğini sağlamak için direnmeye hazırız. Siz yeter ki “ben aranıyorum siz de aranın” diyenlerden olmak yerine-kendiniz için- bizim arkamızda durun.
Siz bizim arkamızda durdukça biz bu kararı verenlerle, uygulayanlarla, içimizden olup kendini elletenlerle mücadele eder ve savunmanın onurunu koruruz merak etmeyin. Tıpkı 2011 ve 2013’te olduğu gibi.
*Kartal Hukukçular Derneği Başkanı
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.