Muhtemelen anacığı kömür karası gözlü Özgecan’ı böyle severdi… Özgecan benim çocukluğumun gençliğimin Tarsus’unda vahşice katledildi. Acımız çok büyük, öfkemiz çok daha büyük… Seni son yolculuğuna taşıyan karayolunda, Tarsus-Adana-Mersin arası ne çok gitmişliğimiz, dolmuş ve otobüslere ne çok binmişliğimiz vardır. Çocukluğumun Tarsus’unu düşünüyorum… Duyarlı ve farkında biri olarak geçirdiğim ilk gençlik yıllarımda, avukatlığa başladığım ilk yıllarda, […]

Muhtemelen anacığı kömür karası gözlü Özgecan’ı böyle severdi…
Özgecan benim çocukluğumun gençliğimin Tarsus’unda vahşice katledildi.
Acımız çok büyük, öfkemiz çok daha büyük…
Seni son yolculuğuna taşıyan karayolunda, Tarsus-Adana-Mersin arası ne çok gitmişliğimiz, dolmuş ve otobüslere ne çok binmişliğimiz vardır.
Çocukluğumun Tarsus’unu düşünüyorum… Duyarlı ve farkında biri olarak geçirdiğim ilk gençlik yıllarımda, avukatlığa başladığım ilk yıllarda, böylesine bir vahşeti Tarsus’tan da, yakın çevremizden de anımsamıyorum…
Neredeyse tüm kadınların giysilerinin etek boyları diz hizasında, bazılarınınsa biraz üstünde biraz altında idi. (Pantolonun erkek giysisi olduğu, kadınların giymediği zamanlardı.) Annelerimiz bu etek boylarından giysilerinin üzerine yazlık-kışlık mantoları ile sokağa çıkarlardı… Başlarında giysi-mantolarına uyumlu renkte eşarplarını da, eh işte başlarını örtmüş sayılmak için öyle bir hava da başlarına bağlarlardı… Gençler ve ben yaştakiler ise 1960’lı yılların sonunda mini etek ve pantolonu da özgürce giydiler benim Tarsus’umda.
Belleğimi zorluyorum ortaokulu okuduğum o zamanlar Kız Enstitüsü denilen okulda, sonraları okuduğum Tarsus Lisesi’nde öğrenciyken böyle bir olay ya da taciz, tecavüz olayını işittiğimi anımsamıyorum. En fazla erken yaşta evlilik örneği anımsıyorum…
Çocukluğumun Tarsus’u Dıranas’ın Fahriye Abla şiirindeki gibi bir başka Anadolu kenti idi. Rüzgârda açılan eteklere erkeklerin özgürce baktığını da anımsamıyorum… Ama utangaç ve kaçamak bakışların olduğunu anımsıyorum ve biliyorum.
Nasıl bu hale geldin çocukluğumun ve ilk gençliğimin Tarsus’u.
Farkında bir birey olarak tüm ülkede kadına yönelik şiddet taciz tecavüz olaylarının arttığını oranların çok yükseldiğini… 12 Eylül’ü milat sayarsak 12 Eylül’den sonra cinsel suçlar ile akçalı suçların astronomik artışlara vardığını biliyoruz. Adliyelere, istatistiklere yansıyan ve basına konu olan olayların ne yazık ki gerçeğin çok azı olduğunu da biliyoruz…
Peki bugünlere nasıl gelindi? Hangi politikalar bunlara neden oldu? İç hukukta önemli kazanımlar ve uluslararası sözleşmelere karşın zihinsel dönüşüm neden olmadı? İç politikada insan-kadın hak ve özgürlükleri nasıl ve neden içselleşmedi, içselleşmiyor?
21 . yüzyılda bölgemizde ve Ortadoğu’da yaşanan dehşet ve vahşet görüntüleri kadınların köle pazarlarında satılması aşamalarına nasıl gelindi? Bunlar nasıl ve neden oluştu, oluşuyor?
Politik olarak AKP’nin 12 Eylül’ün mirasını aldığını ve kadını yok sayan, kadını birey olarak görmeyen, kadını cinsel meta olarak gören anlayışını biliyoruz… Devletin bütün kurumlarını ele geçiren AKP’nin siyasal aktörlerin birey-kadına düşman olduğunu da biliyoruz.
14 yaşındaki kız çocuklarına tecavüz edenlerin “RIZASI VARDI” anlayışı ile yargı yolu ile beraat ettirildiklerini de unutmadık.
“Çocuk gelin” adı altında çocukların tecavüzüne izin veren anlayışın da yargı yolu ile aklandığını unutmadık.
ÖZGECAN, o çok güzel aydınlık yüzüne, kömür karası gözlerine baktıkça gözyaşlarımı ve hıçkırıklarımı engelleyemiyorum.
AMA AND OLSUN SANA ÇOCUK… AND OLSUN SANA ÖZGECAN… SANA BU KÖTÜLÜĞÜ EDENLERİN, SENİ VAHŞİCE KATLEDENLERİN KORKUSU OLACAĞIZ!
KADINLAR, KADIN ÖRGÜTLERİ VE AVUKATLAR OLARAK DAVANA SAHİP ÇIKACAĞIZ!
HESAP SORACAĞIZ!
VE BİR GÜN MUTLAKA BU ÇÜRÜMÜŞ, İYİYE GÜZELE AYDINLIĞA KADINA DÜŞMAN TOPLUM BİÇİMİNİ YIKACAĞIZ! DEĞİŞTİRECEĞİZ! DÖNÜŞTÜRECEĞİZ!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.