Dershane tasarısı: ‘Tarihin en büyük tasfiye politikası’ Reviewed by mustafa on . Dershanelerin 2015 yılında kapatılmasını öngören, özel okullaşma için teşviklerdağıtan ve milli eğitim kadrolarını tasfiye ederek doğrudan AKP iktidarına bağlay Dershanelerin 2015 yılında kapatılmasını öngören, özel okullaşma için teşviklerdağıtan ve milli eğitim kadrolarını tasfiye ederek doğrudan AKP iktidarına bağlay Rating: 0

Dershane tasarısı: ‘Tarihin en büyük tasfiye politikası’

Dershanelerin 2015 yılında kapatılmasını öngören, özel okullaşma için teşviklerdağıtan ve milli eğitim kadrolarını tasfiye ederek doğrudan AKP iktidarına bağlayan tasarı meclise gönderildi

Dershane düzenlemesini de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı 6 Şubat’ta meclise gönderildi.

AKP-Cemaat arasındaki çatışmanın başlangıcıyla gündeme gelen ve dershanelerin 1 Eylül 2015’e kadar kapatılmasını öngören tasarı, özel okullara verilen teşviklerle beraber milli eğitim kadrolarında toptan bir tasfiye ve AKP kadrolaşmasını içeriyor.

Tasarıya eklenen geçici madde ile Müsteşar Yardımcıları, Talim Terbiye Kurulu Başkan ve Üyeleri, tüm genel müdürler, grup başkanları ile 81 il milli eğitim müdürlerinin görevlerinin, ‘kanun yürürlüğe girdiği tarihte “hiçbir işleme gerek kalmaksızın” sona ereceği hükme bağlandı. Ayrıca 4 yıl üzeri görev yapan okul müdür ve yardımcılarının görevi de aynı şekilde kanun yürürlüğe girince sona erecek.

Okumak için tıklayın: 28 maddeden oluşan dershane tasarısı

AKP kendi çıkarları için eğitim sistemini biçimlendiriyor’

Eğitim Sen, tasarıyla ilgili bir açıklama yayımlarken AKP’nin kendi çıkarları doğrultusunda eğitim sistemini yeniden biçimlendirdiği tespiti yaptı.

Eğitim Sen, konuyla ilgili görüşlerini sunduğu açıklamada TBMM`ye sunulan tasarı için, eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini ifade ettiğini ifade etti.

Tasarının yürürlüğe girdiği andan itibaren milli eğitime bağlı yöneticilerin görevinin sona ermesi hakkında şöyle denildi:

AKP iktidarı, geçtiğimiz 12 yıl boyunca defalarca yaptığı gibi, MEB teşkilatını kendi siyasal-ideolojik hedeflerine paralel olarak yeniden biçimlendirmekte, kendi çizgisinde olmayan tek bir kişinin bile bakanlık bünyesinde eğitim yöneticisi olmaması için tarihin en büyük tasfiye adımlarını atmaktadır. Siyasi iktidar, kendi döneminde atanan tüm yöneticilere görevden el çektirmekte ve yeni yönetim kadrolarını, kendi siyasi çizgisindeki valiler aracılığıyla bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda görevlendirmek için kapsamlı bir değişiklik yapmak istemektedir. “

Tarihin en büyük görevden alma operasyonu’

Tasarıda okul ve kurum müdürlerinin vali tarafından atanmasının öngörülmesi Eğitim Sen tarafından önümüzdeki dönemde öğretmen alımlarının da vali tarafından yapılmasının zemin oluşturacağına dikkat çekildi. 4 yıldan fazla görev yapan okul ve kurum müdürlerinin, müdür başyardımcısı ve yardımcılarının bir yasa maddesiyle, bu eğitim öğretim döneminin bitimiyle sona erdirilmesi için “tarihin en büyük görevden alma operasyonu” tanımlaması yapan Eğitim Sen’in açıklaması şöyle devam etti:

Yine benzer bir şekilde 81 ilin milli eğitim müdürlerinin görevleri ‘kanun yürürlüğe girdiği tarihte` sona erecektir. Okul müdürü ve müdür yardımcısı atama yetkisinin doğrudan valiliklere bağlanması ile birlikte düşünüldüğünde, AKP hükümetinin eğitimde en alt kademeden en üste kadar hiçbir farklı görüşe yer vermek istemediğini, bütün eğitim yöneticilerinin siyasi iktidarın sözünden çıkmayan “siyasi kadrolar” haline getirilmek istendiğini göstermektedir.”

Aday öğretmenlere sınav zorunluluğu’

Tasarıya göre, en az bir yıl görev yapan aday öğretmenler yazılı ve/veya sözlü sınava girmek zorunda. Sınavda başarılı olanlar öğretmen olarak atanırken başarılı olamayanlar başka bir il/ilçede görevlendiriliyor ve bir yıl içinde tekrar sınava girmeye hak kazanıyor. Üstüste iki sınavda da başarılı olamayan aday öğretmenlerin memuriyetle ilişkileri kesiliyor. Eğitim Sen, aday öğretmenlere bir sınav daha zorunluluğu daha getirilmesini şu sözlerle eleştirdi:

Bu düzenleme ile aday öğretmenlerin asil kadrolara geçişi zorlaştırılmaktadır. Öğretmenliğin daha nitelikli bir hale getirileceği gerekçesi ile yapılan bu düzenleme ile öğretmenlikte niteliğin sadece sınav başarısına indirgenmesi kabul edilemez. Mevcut uygulamada KPSS, KPSS Eğitim Bilimleri ve KPSS Alan sınavı olmak üzere üç sınavı geçmek zorunda olan öğretmen adaylarının atandıktan sonraki ilk yıl asli kadroya geçiş yapabilmeleri için bir sınav zorunluluğunun daha getirilmesi doğru değildir. Öğretmenlikte niteliği artırmak eleme sınavları ile değil, daha bütüncül politikalarla mümkündür.

Öğretmenlik mesleği AKP iktidarı tarafından tamamen sınava dayalı teknik bir meslek haline dönüştürülmüştür. Adaylıktan asil kadroya geçiş koşulu sınav odaklı değil uygulama ve süreç odaklı olmak zorundadır.”

Değerli okulların eğitim dışı kullanılmasının önü açılıyor

Tasarıda, dershanelerin özel okula dönüşmesi için verilen teşvikler içerisinde özel okula dönüşeceği taahhüdünde bulunan dershanelere hazine arazilerinin 25 yıllığına bedelsiz kullanma hakkı veriliyor. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’na ait okullar, okulların ek binaları gibi taşınmazların da on yıla kadar kiraya verilmesinin de önü açılıyor. Eğitim Sen’in açıklamasında bunun anlamı şöyle belirtiliyor: “kamuya ait arazisi değerli okulların eğitim hizmeti dışında kullanılmasına olanak tanınması, kamuya ait taşınmazların ticari bir mantıkla değerlendirilmesidir. “

Eğitim emekçileri için haksız uygulamalar

Dershane tasarısı, özel okullarda ve dershanelerde güvencesiz ve esnek çalışan eğitim emekçilerinin de sorununu çözmüyor. Tasarıda 52 bin dershane öğretmeninin 1 Temmuz 2015 itibariyle en az 6 yılını dolduranlarının sözlü sınav ile MEB’e bağlı kadrolarda uygun kadrolara atanması öngörülüyor. Öğrenci etüt merkezlerinde çalışanlar için de geçerli olan bu düzenleme, sözleşmeleri 1 yıldan az süreli yapılan ve yılın belli aylarında işsizlik sorunu çeken öğretmenler için sıkıntı oluşturuyor. Eğitim Sen’in bu düzenlemeyle ilgili yorumu ise şöyle

Dershanelerde sigortasız çalıştırılan çok sayıda öğretmen bulunmaktadır ve sigortalı öğretmenlerin çoğunun sigortası eksik yatırılmaktadır. Ücretli öğretmenlik uygulaması gibi güvencesiz istihdam biçimleri sürdürülürken, dershane öğretmenlerine sözlü sınav gibi her türlü istismara açık bir uygulama ile öğretmenliğe geçme imkânı tanınması yeni tartışmaları ve haksızlıkları beraberinde getirecektir.”

‘Sonuçlara odaklanan kamu işletmeciliği anlayışı’

Piyasa merkezli dönüşümün son halkalarından birinin daha tamamlanmak istemesi olarak tanımladığı yasa taslağıyla ilgili Eğitim Sen, ” ‘süreçlere odaklı’ kamu yönetimi anlayışından ‘sonuçlara odaklanan’ kamu işletmeciliği anlayışına uygun değişiklikler yapılmıştır. ” ifadesini kullanıyor. Eğitim Sen, tasarının mecliste görüşülmesi aşamasında her konu başlığıyla ilgili gerekli girişimlerde bulunacağını ve hukuksal-örgütsel girişimlerini sürdüreceğini vurguluyor.

Sendika.Org

 

 

© CopyLEFT Sendika.Org'un tüm yazılı ve görsel içeriği kaynak göstermek koşuluyla özgürce kullanılabilir.

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann
Scroll to top