“İmamlar”ın antropolog, sosyolog, psikolog, filozof... oldukları bir ülkede doktorasını alanlar için bile iş bulma imkânları gitgide kısıtlanmaktadır

Artık “imamlar”ın antropolog, sosyolog, psikolog, filozof... oldukları bir ülkede bırakalım doktora öğrencilerini, doktorasını alanlar için bile iş bulma imkânları gitgide kısıtlanmaktadır
Diplomalı işsizler ordusu artık sadece 4 yıllık bir üniversiteyi bitiren öğrencileri değil, yüksek lisans ve doktora derecesinde eğitim alanları da kapsıyor. İşsizlik sorunu, yüksek öğrenimin bir iş garantisi olduğu yönündeki kanının aksine eğitimli genç nüfusu çok daha fazla etkiliyor.
Aşağıda isminin saklı kalmasını isteyen bir doktoralı işsizin konuyla ilgili olarak Sendika.Org’a gönderdiği mektubu okuyacaksınız.
Diplomalı işsizler ordusu büyüyor
Bugün artık işsizler ordusunda sıkça doktora öğrencisi yarı-işsizlere ve işsizlere rastlıyoruz. Bu kimseler en az 10 yıl üniversite eğitimi almış, yabancı dil bilen, farklı sayılarda kitap, çeviri ve makale sahibi kişiler... Ancak bütün bu niteliklerin bugünlerde pek de bir anlamı yok. Öyle ki doktora öğrencileri arasında yarı-işsizlik ve işsizlik gitgide artıyor.
Bugün bir doktora öğrencisinin kendi mesleği doğrultusunda iş arayacağı ilk yer üniversiteler. Bir doktora öğrencisinin öncelikle asistan ya da öğretim görevlisi olması beklenir. Bunlar için gerekli şartların akademik yeterlilik, yani kişinin akademik özgeçmişi olduğu düşünülmesin sakın. Asistan ve öğretim görevlisi sınavlarında ilk aranan koşul “matematikten kaç yaptığı”dır. Hem sosyal bilimler, hem de doğa bilimleri için aranan ilk koşul matematik ağırlıklı bir sınav olan ALES’tir. Bu durumda bir sosyoloji doktora öğrencisine sahip olduğu akademik özgeçmiş değil üniversite giriş sınavına benzer ALES’te “matematikten kaç yaptığı” sorulmaktadır. Örneğin bu kimsenin A bölgesine dair önemli bir demografik araştırma yapmış olması, 80 matematik sorusu yapmasından daha değersizdir. Peki bu kadar mı? Matematik çalışarak sorun aşılabilir mi? Hayır, elbette!
Asistan ve öğretim görevlisi sınavında ilk eşik %60 ALES ve %40 dil sınavı puanı değerlendirmesidir. Bunun sonrasında formel bakımdan gayet yerinde olarak bir bilim sınavı yapılır. Bu sınavdan alınan puana, lisans not ortalaması ve yine ALES ve yabancı dil puanları eklenir. Bu arada akademik geçmiş sadece bir kağıt parçası olarak kalmaya devam eder. Zaten burada anılan bilim sınavının sonucu çoğunlukla daha önceden belirlenmiştir. Sınav öncesi kurulan irtibatlar neticesinde, çoğu zaman daha sınava girmeden önce kimin kadro alacağı bellidir. Bu yüzden bilim sınavında sorulacak sorudan, sınav sonuçlarının kime göre düzenleneceğine kadar her şey daha önceden ayarlanmıştır. Kadro alamayanlar için de işsizlik döngüsü daha sınav öncesi başlar...
Bu işsizlerden şanslı bir kısmı kendi meslekleri dışında birtakım işler bulurlar. Şanslıdırlar; çünkü kamu sektörüne girmek kişisel ilişkilerle mümkündür ancak; ve özel sektör başlıca iki gerekçeyle doktora öğrencilerini işe almayı istemez: Derslere gidip-gelen, yeterlilik sınavına hazırlanan ve sürekli aklında tez olan birinin iş verimliliğinin düşecek olması ve doktora öğrencisinin beklentilerinin karşılanamaması sebebiyle yine iş verimliliğinin düşecek olması. Bu durumda geçici part-time işler altın değerindedir. Örneğin bir başka dilden kimi serbest çeviriler, yayınevlerinin komik ücretlerine katlanılarak yapılan kitap çevirileri, anketörlük, animatörlük, garsonluk, tezgahtarlık... ve daha onlarca geçici, güvencesiz ve meslek dışı iş.
Akademide yaşanan onlarca sorun gündemde tutulurken hemen hiç kimse doktoralı yarı-işsizleri ve işsizleri görmek istemez. Birçoğu için masasına oturup kapısını kapatması kendini tüm diğer dünyadan yalıtması için kâfidir. Oysa bundan daha büyük bir sorun var mıdır? Birçok kimse doktora eğitimini geçim sıkıntısından dolayı yarıda bırakmaya başlamıştır. Kalanlar ise manevi doyumla kendilerini avutarak direnmeye çalışmaktadırlar. Bunlardan bir kısmı bir ihtimâl diyerek sınavlara girmeye devam etmekte, bir kısmı ise akademiyi çoktan aklından çıkarmıştır. Artık “imamlar”ın antropolog, sosyolog, psikolog, filozof... oldukları bir ülkede bırakalım doktora öğrencilerini, doktorasını alanlar için bile iş bulma imkânları gitgide kısıtlanmaktadır. Dahası iş bulmak şurada kalsın, mevcut işleri olanlar da çeşitli siyasi sebeplerle işlerinden olmaktadırlar, çanlar homo academicus için bile çalmaktadır...
Kısacası doktoralı işsizler ordusu büyüyor...
Bir doktoralı işsiz
Sendika.Org