ABD Dışişleri çevresinden etkili bir isim, Washington’daki Obama-Erdoğan zirvesinde asıl konunun Nusra Cephesi olduğunu söyledi. Güller bahçesinde, yağmurlar altında yapılan basın toplantısının, daha doğrusu Washington’daki Obama-Erdoğan buluşmasının en tatlı yanlarından biri içimizdeki aşırı ve mesnetsiz optimistleri, Başbakanı’nı ve/veya ABD’sini içi katıla katıla sevenleri bir kez daha alenileştirmiş olmasıdır. Güzel güzel eğlendik şimdi, kabul edin. Fakat […]

ABD Dışişleri çevresinden etkili bir isim, Washington’daki Obama-Erdoğan zirvesinde asıl konunun Nusra Cephesi olduğunu söyledi.
Güller bahçesinde, yağmurlar altında yapılan basın toplantısının, daha doğrusu Washington’daki Obama-Erdoğan buluşmasının en tatlı yanlarından biri içimizdeki aşırı ve mesnetsiz optimistleri, Başbakanı’nı ve/veya ABD’sini içi katıla katıla sevenleri bir kez daha alenileştirmiş olmasıdır. Güzel güzel eğlendik şimdi, kabul edin. Fakat asıl konu elbette ki kim taviz verdi-kim ne kazandı, ki bu soruların cevapları üzerinde kesin bir mutabakat da sağlanmış değil gazete köşelerinde.
* * *
İki gün önce görüştüğüm ABD Dışişleri çevrelerinde ve Washington’da etkili bir Amerikalı dostum herkesin ima ettiği şeyi bir izlek içinde, açıkça anlattı:
“Erdoğan’ın Washington gezisinin tarihi kesinleştiğinde Beyaz Saray’ın birinci görüşme konusu Suriye’deki Nusra Cephesi’ydi. Kısa süre önce görüştüğüm bir yetkili bana Türkiye heyetine Nusra’ya destek verilmemesi konusunda baskı yapılacağını aktarmıştı. Mesele Nusra’ya sadece Türkiye’nin birebir destek vermesi de değil. ABD, Türkiye’nin Katar’ın Nusra’ya verdiği desteğe göz yummasından da çok rahatsız. Son bir yıl içerisinde 70 Katar uçağı indi Türkiye’ye. ABD bunları takip ediyor. Benim dışişleri tecrübeme göre Cenevre II lafıgüzâf. Kimsenin oradan bir şey beklediği yok. Esad, oraya bir temsilcisini gönderecek, hiçbir manası olmayacak. Bunu Erdoğan da biliyor. Bu durumda onun karakterinde biri bu kadar eli boş döner mi? Bence dönmez.”
* * *
E öyleyse?
Şöyle diyor: “Kırmızı odadaki yemekli toplantıda asıl konuşulanın Nusra Cephesi olduğunu düşünüyorum. ABD Dışişleri’nin Suriye konusunda kapsamlı ve uzun vadeli bir planı olmadığı konuşuluyor. Stratejik değil, taktiksel adımlar atıyor. Nusra meselesi, yani Nusra’yı Suriye muhalefetinin dışına itmek de böyle bir taktik. Acilen bir şekilde hayata geçirilmesi gereken bir taktik. Bana kalırsa Beyaz Saray’ın, Türkiye’ye ‘Nusra’dan desteğinizi kesin, Katar’ın desteğine göz yummayın, bunun karşılığında Nusra dışında kalan Suriye muhalefetine silah yardımı yapalım’ demiş olması kuvvetle muhtemel. Böyle bir pazarlık olmadan Erdoğan’ın Cenevre II ile tatmin olacağını hiç sanmıyorum.”
Başbakan Erdoğan Washington’a bir Nusra Cephesi dosyasıyla gitmişti biliyorsunuz. ABD’ye “Siz Nusra’yı terörist ilan etmekte acele ettiniz, biz de zaten onlara destek vermiyoruz” türünden argümanlar sunulması planlanmıştı. ABD, El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi konusunda milim pozisyon değiştirmedi. Görüşmenin ardından Başbakan ne dedi? Nusra konusunda ABD aceleci davrandığını anladı dedi mi? Bu konuda müttefikimizi ikna ettik dedi mi? No. Ya ne? ‘Suriye topraklarının terör örgütleri tarafından kullanılmaması’ gerektiğinden bahsetti. O terör örgütü tanımlamasının Nusra Cephesi için yapılmış olduğunu ve Ankara’nın bu konuda jet hızıyla pozisyon değiştirdiğini düşünmek hiç de mantığa aykırı değil.
NOT: Diplomasiyi yeniden seçenekler arasına taşıyan ABD’ye, katiyen olmaz dediği Cenevre II’ye şimdi sıcak bakan Türkiye’ye insanlık sormayacak mı… “Bu Esad 6 aya gidici” öngörüleriniz yüzünden yanaşmadığınız sağduyu ve aklıselime yani masada müzakereye bu kadar insan ölmeden yanaşsaydınız, ne olurdu?!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.