PTT’nin yeni adı: Posta Taşeron Teşkilatı – Atilla Özsever (Yurt) Reviewed by caglar on . Telefonun özelleştirilmesinden sonra PTT’nin resmi adı Posta ve Telgraf Teşkilatı oldu. Bu ayın başında Meclis’e sunulan “Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı” ile Telefonun özelleştirilmesinden sonra PTT’nin resmi adı Posta ve Telgraf Teşkilatı oldu. Bu ayın başında Meclis’e sunulan “Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı” ile Rating: 0

PTT’nin yeni adı: Posta Taşeron Teşkilatı – Atilla Özsever (Yurt)

Telefonun özelleştirilmesinden sonra PTT’nin resmi adı Posta ve Telgraf Teşkilatı oldu. Bu ayın başında Meclis’e sunulan “Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı” ile de “posta sektörünün serbestleştirilmesi” amaçlanarak kurum bir anonim şirkete dönüştürülüyor.

Telefondan sonra posta hizmetlerinin de özelleştirilmesinin amaçlandığı yasa tasarısında personelin sözleşmeli olarak istihdamı öngörülüyor. Yeni personel statüsünü güvencesiz olarak niteleyen Haber-Sen Genel Başkanı Ufuk Beytekin, yasanın taşeronlaşmanın önünü açacağını belirterek, PTT’nin aslında Posta Taşeron Teşkilatı’na dönüştürülmek istendiğini söyledi.

Konuyu detaylı olarak açmaya çalışalım. Tasarının 27. maddesinde PTT AŞ’de istihdam edilecek personelin “657 sayılı kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel hakkındaki hükümlerine tabi olmaksızın idari hizmet sözleşmesi ile istihdam edileceği” belirtiliyor.

Bu durumda PTT AŞ personelinin hangi statüde çalışacağı belirsiz gözüküyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi değil, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’deki (KHK) sözleşmeli personel statüsünde çalıştırılmayacak, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olup olmadığı da belli değil. Çünkü kıdem tazminatı konusunda açıklık yok.

Yine bu personelin işe alma, izin, terfi, görevde yükselme, görevden alma, sözleşmenin feshi gibi hususlarının Bakanlar Kurulu’nca çıkarılacak yönetmeliklerle düzenleneceği hükme bağlanıyor. Yani, bu personelin iş güvencesi, bir anlamda Bakanlar Kurulu’nun “iki dudağı arasında” bulunuyor.

Tasarının geçici 6. maddesine göre, kurumda işçi statüsünde iken sözleşmeli personel statüsüne geçenlere “iş mevzuatına göre herhangi bir tazminat ödenmeyecek”. Bu personele geçmiş kıdem tazminatına ilişkin süreyle ilgili olarak 657 sayılı kanunun 4/B fıkrasındaki iş sonu tazminatı esasları dikkate alınacak.

Yine tasarının 27. maddesinde sözleşmeli personelin sosyal güvenlik açısından 5510 sayılı yasaya tabi olacağı, 657’nin 4/B’sine uygun olarak da iş sonu tazminatı ödeneceği belirtiliyor. Gerçekte işçi statüsünde olup kıdem tazminatına hak kazanmak gerekirken iş sonu tazminatı adı altında kıdem tazminatının da muğlak hale getirildiği ve giderek ortadan kaldırılmak istendiği ortaya çıkıyor.

Bu arada mevcut personelden 657 sayılı kanuna tabi memurların, 399 sayılı KHK’ya tabi sözleşmeli personelin ve işçi statüsünde çalışanların eski statüde çalışabileceği ancak görevde yükselme ve unvan değişikliği için sözleşmeli statüye geçmeleri şart koşuluyor.

Tasarıda, mevcut personelin yüzde 40’a kadar varan ek bir ikramiye ödemesiyle emekliliğe özendirilmesi de hükme bağlanıyor. Boşalacak olan kadrolara yeni statüde sözleşmeli personel atanacak.

Halen PTT’de büyük çoğunluğu 399 sayılı KHK’ya tabi çalışan olmak üzere 30 bin dolayında kadrolu personel var, kuruma bağlı taşeron firmalarda çalışan işçi sayısı ise 1997’de 1.500 iken bugün 12 bin 900’e ulaşmış durumda.

Yeni tasarıyla PTT’deki eski personelin zaman içinde bir şekilde tasfiye olacağı, yerine iş mevzuatına göre hangi statüde çalıştığı belli olmayan, güvencesiz personelin istihdam edileceği, ayrıca sosyal haklardan yoksun, kölelik koşullarında ucuza çalıştırılan taşeron işçiliğinin egemen olacağı bir sistem getiriliyor.

Memurların iş güvencesini kaldırmayı amaçlayan AKP, ilk aşamada PTT’de böyle bir süreci yürürlüğe koymak istiyor. Bakalım kamu çalışanları ne yapacak?

© CopyLEFT Sendika.Org'un tüm yazılı ve görsel içeriği kaynak göstermek koşuluyla özgürce kullanılabilir.

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann
Scroll to top