Yatıp kalkıp Roboski demek Reviewed by mustafa on . Daha önce Kürt illerinde gerçekleştirilen benzer kıyımlarda suçu tek başına TSK'ye atıp kurtulan AKP, Roboski Katliamı için aynı şeyi yapamıyor. Katliamın üzeri Daha önce Kürt illerinde gerçekleştirilen benzer kıyımlarda suçu tek başına TSK'ye atıp kurtulan AKP, Roboski Katliamı için aynı şeyi yapamıyor. Katliamın üzeri Rating:

Yatıp kalkıp Roboski demek

Daha önce Kürt illerinde gerçekleştirilen benzer kıyımlarda suçu tek başına TSK’ye atıp kurtulan AKP, Roboski Katliamı için aynı şeyi yapamıyor. Katliamın üzerinden bir yıl geçti, AKP davayı dehlizlerde kaybetmeye çalışıyor

28 Aralık gecesi Hakkari’nin Uludere İlçesi’ne bağlı Gülyazı (Roboski) köyünün yakınlarında 34 Kürt genci F-16′lar tarafından bombalanarak hayatını kaybetti. Tepkiler üzerine medya geç de olsa olayı görmek zorunda kaldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Olayın Ankara’nın dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğiz” dedi ancak üzerinden bir yıl geçmesine rağmen “Bombalama emrini kim verdi? İstihbarat kimden geldi?” sorularının yanıtı verilmedi, kısaca katliam aydınlatılmadı.

Aydınlatılmayan katliam, bir yılı geride bırakırken AKP içinde çatlaklara neden oluyor. Erdoğan’ın dokunulmazlık konusunda AKP’li Kürt vekiller ve AKP’nin Kürt illerindeki parti yöneticilerini hizaya çektiği 14 Aralık toplantısında gündemlerden biri de Roboski’ydi. Başbakan “Roboski” diyen vekilleri azarladı, “Roboski ne demek, Uludere diyeceksiniz” diye çıkıştı.

O toplantıda Erdoğan’ın söyledikleri, Roboski konusunda ne düşündüğünü gösterdi: “Daha önce orada 9 asker şehit edildi, teröristleri gören komutan ‘onları kaçakçı zannettik’ diyerek ateş açmadı, uçaklar da geçenleri terörist zannetti.” Erdoğan ardından ekledi: “Kürt açılımı değil, Milli Birlik ve Kardeşlik projesi.” Hatta Kürt sorunu olmadığını belirten Erdoğan “sorun terör sorunudur” dedi.

AKP’nin “Kardeşlik ve Kürt açılımı” yalanının kanıtı niteliğindeki Roboski Katliamı aydınlatılmadan geçen her gün AKP ile AKP’nin Kürt illerindeki vekilleri ve bölgedeki yöneticileri arasındaki çelişkiyi derinleştiriyor.

Katliamda hayatını kaybedenlerin büyük kısmı Encü ailesinin mensuplarıydı. Encü ailesi de bir korucu ailesiydi. Devletin PKK’ye karşı silahlandırdığı ailenin fertlerinin yine devletin F-16′ları tarafından bombalanması çoğunluğu korucu olan Roboski ve bölgesindeki köylerde devlete ve AKP’ye karşı güveni sarsarak büyük tepki yarattı.

Olayın ertesi günü Uludere Kaymakamı, halkın şiddetli protestosuna maruz kaldı. Kaymakamı halkın elinden BDP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan kurtardı. Encü ailesinden birçok isim olay yerinde olmamasına rağmen gözaltına alındı ve sorgulandı.

29 Aralık günü Genelkurmay’dan gelen açıklama 34 Kürt gencinin kazayla değil bilerek öldürüldüğünü kanıtladı: “Grubun tespit edildiği bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.”

TSK tarafından yapılan açıklamanın ilk maddesinde o bölgede yürütülen operasyonların Meclis kararı ile yürütüldüğü yazılıydı. Yani, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel komutasındaki TSK, AKP’nin emri ile operasyon yaptı ve 34 Kürt genci bombaladı.

Hatırlanacağı üzere Genelkurmay’ın açıklamasında bahsedilen yetki, AKP tarafından TBMM’ye sunulan ve 17 Ekim 2007 tarihli ve 903 sayılı karar olarak kabul edilen tezkere ile sınır ötesi operasyonların düzenlenmesi konusunda hükümete verilmişti. 2007′den bu yana birer yıl uzatılan tezkere son olarak 17 Ekim 2011′de TBMM oylaması ile uzatılmıştı. Tezkere, sınır ötesinde düzenlenen her operasyonun siyasi sorumlusunun doğrudan AKP olduğunun belgesi durumunda.

AKP’ye olan öfkenin artmasının bir diğer nedeni de daha önce bu tür olaylarda tek başına TSK’yi suçlama yoluna giden AKP’nin bu sefer TSK’ye sahip çıkmasıydı. Başbakan Erdoğan 3 Ocak’taki grup toplantısında “Medyaya rağmen TSK’ye teşekkür ediyorum” dedi ve Hava Kuvvetleri Komutanı’na madalya verdi.


AKP’nin karanlık dehlizleri

Erdoğan, katliamın “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğini” söylemişti ama “kurallara uygun katliam” ve “bilinmesi sakıncalı” belgeler içeren o dosya hala açılmadı

Roboski Katliamı’nı protesto ettiği, Katliam’ın aydınlatılmasını istediği için hapiste yatan birçok kişi var ancak Katliam”la ilgili soruşturma sürecinde somut bir ilerleme yok.

Katliamla ilgili ilk inceleme Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ve Uludere Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapıldı. 2012′nin ilk günlerinde savcı olay yeri incelemesini yaptı ancak inceleme karadan değil “hava muhalefeti” gerekçe gösterilerek uçaktan yapıldı. Ardından raporlar Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Başsavcılık, Genelkurmay Başkanlığı’ndan insansız hava aracına ait 4 saatlik görüntüleri talep etti. Görüntüler 23 Ocak günü savcılığa gönderildi.

TBMM bünyesinde kurulan İnsan Hakları Komisyonu üyeleri bombardıman görüntülerini izlediğinde 21 Şubat’tı. Görüntüleri izleyen CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, geçenlerin askeri bir faaliyeti olmadığının görüldüğünü ve buna rağmen bombalandığını söyledi. İlk bombardımanın ardından ölenlerin PKK’li olmadığının anlaşılmasına rağmen 40 dakika boyunca bombardımanın sürdüğünü belirtti.

Genelkurmay tarafından hazırlanan Uludere konulu bilgi notu 5 Nisan’da Meclis’teki Uludere Komisyonu’na sunuldu. Meclise “devletin güvenliği açısından ifşa edilmemesi gereken belge” damgasıyla gönderilen bilgi notunda katliamın “kuralara uygun” olduğu belirtildi. “Olayın insani boyutuyla üzücü olduğu, ancak askeri açıdan harekat yetki ve kurallar içinde, sınır ötesi harekat karar mekanizması dahilinde icra edildiği” ifadelerinin yazılı olduğu notta istihbaratın “devletin istihbarat birimleri, mili kaynaklar ve kurumlardan” alındığına yer verildi.

Meclis Uludere Alt Komisyonu Başkanı AKP Ordu milletvekili İhsan Şener 21 Temmuz’da Genelkurmay’dan istenilen belgelerin bir türlü gelmemesi konusunda şu açıklamaları yaptı: “Bu bilgi, belge saklamak anlamında değil ama. Neticede askeri bir operasyon olduğu için toplumun tamamı tarafından bilinmesinin sakıncalı olabileceği başka bilgi ve belgeler de olabilir. Bunu saklı tutmak lazım. Bu güvenlik politikasını deşifre edecek bilgi ve belgelerin de toplumun iyi niyetli-kötü niyetli bütün fertleri tarafından, yine teröre destek veren, terör yanlısı olan teröre lojistiği olan insanlar tarafından bilinmesi sakıncalı.”

Üzerinde “Gizlilik kararı” olan dosya Adalet Bakanlığı tarafından 17 Ekim tarihinde gönderilen “Yetkiniz yok” yazısı üzerine Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’ndan alınarak askeri savcılığa gönderildi. Bu tarihten itibaren dosyaya Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı bakmaya başladı.

Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Komite Hollanda Seksiyonu, Roboski Katliamı’nı 12 Aralık günü Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıdı. Türkiye devletinin insanlığa karşı suç işlediği belirtilen suç duyurusunda Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Nejdet Özel’in yargılanması istendi.


Yargı katliamı devlet adına üstlendi

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde nisan ayında meydana gelen patlamadan sonra gözaltına alınan öğrenciler hakkındaki iddianame tamamlandı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Uludere protestosu suç delili olarak gösterildi. S
avcı Ekrem Beyaztaş, Roboski Katliamı’nda ölen 34 kişi için “29 Aralık 2011 tarihinde Şırnak’ta ölü olarak ele geçirilen 35 kişi” dedi. Savcının sunduğu rapor mahkeme tarafından kabul edildi. (4 Aralık)


Bu haber verilmeyecek

Roboski Katliamı Dicle Haber Ajansı, ANF, Sendika.Org gibi muhalif basın tarafından duyurulsa da medya uzun süre olayı görmedi. İlk olarak gece 01.59′da duyurulan olay, TRT’nin sabah programında “son dakika” olarak geçti. CNN Türk’teki Medya Mahallesi programının açılış konuşmasında Ayşenur Arslan Roboski’deki katliamı duyurdu. Arslan’ın anonsunu duyan bir yönetici Arslan’a kulaklığından şu sözleri söyledi: “Roboski olayına girmeyin! Bu haber verilmeyecek.”

Ancak oluşan tepki medya tarafından örtbas edilecek cinsten değildi ve 30 Aralık günü artık Roboski Katliamı tüm medyada yer aldı. Gazetelerin 30 Aralık Cuma günü attıkları manşet ve sürmanşetler şöyleydi:

Bugün: Sürmanşet ve manşetten olayı görmedi. 1. sayfadan “İstihbarat faciası” başlığıyla verdi. Cumhuriyet: “Irak sınırında ‘teröristlerin geçiş güzergahından’ kaçak mazot getiren köylüler hedef alındı: 35 ölü” üst başlığı ile “Jetler sivilleri vurdu.” Habertürk: “Sınırda vahim hata.” Hürriyet: “Çok üzgünüz.” Milliyet: “35 sivile bomba.” Radikal: “35 yurttaşa İHA bombası.” Taraf: “Devlet halkını bombaladı.” Sabah: “Gediktepe sendromu kaçakçıyı vurdu.” Sözcü: “TSK sivilleri vurdu diyenlere Genelkurmay’dan açıklama” üst başlığı ile “Silah taşıyorlardı.” Yeni Şafak: “Ölümcül hata.” Zaman: “Kuzey Irak sınırında 35 vatandaşımız hayatını kaybetti” üst başlığı ile “Ölümcül İstihbarat.”


Katliamı protesto suçu:
• Samsun’da 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü, Roboski Katliamı’nı basın açıklaması yaparak protesto eden 90 öğrenciye soruşturma açtı. (4 Mart 2012)
• Roboski’de “Roboski’yi unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diyerek yapılan yürüyüşe asker saldırdı. Roboskili aileler, “Alın kimliğinizi başınıza çalın” diyerek nüfuz cüzdanlarını çamurun içine attı. (28 Haziran 2012)
• Türkiye’nin birçok kentinde Roboski Katliamı’nı protesto eylemlerine polis saldırdı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. (29 Ocak 2011)
• Roboski’de olay yerini ziyaret eden ve aralarında katliamda yakınlarını kaybedenlerin de bulunduğu 4 kişiye para cezası verildi. Davada temyiz yolu da kapatıldı. (10 Ekim 2012)

Sendika.Org

© CopyLEFT Sendika.Org'un tüm yazılı ve görsel içeriği kaynak göstermek koşuluyla özgürce kullanılabilir.

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann
Scroll to top