AKP’nin seçim “savaşı” – Gökhan Nazlı Reviewed by mustafa on . Seçimle beraber savaş sathı mailine de girdik. Bu beklenmeyen bir gelişme değildi ve Türkiye zaten, muhalif güçlere sağladığı askeri-lojistik destekle savaşın t Seçimle beraber savaş sathı mailine de girdik. Bu beklenmeyen bir gelişme değildi ve Türkiye zaten, muhalif güçlere sağladığı askeri-lojistik destekle savaşın t Rating:

AKP’nin seçim “savaşı” – Gökhan Nazlı

Seçimle beraber savaş sathı mailine de girdik. Bu beklenmeyen bir gelişme değildi ve Türkiye zaten, muhalif güçlere sağladığı askeri-lojistik destekle savaşın tarafı durumundaydı. Yeni olan, devletler arası bir savaş noktasına gelinmiş olması.

Aslında savaşın teke tek bir savaş olarak kalmayacağı gerçeği, savaş olasılığını da zayıflatan bir durum. Bunun AKP de farkında, üst üste yaptığı provokasyonlara bakıp aldanmamak gerekiyor. AKP iktidarının kafasındaki, içerisinde sadece Türkiye’nin olduğu bir savaş değil. Aklınca Esad rejiminin uluslararası bir müdahaleyle sonlandırılmasını ‘örgütlüyor’. Karşısındakini bu derece düşmanlaştırmış bir iktidarın, topuyla tüfeğiyle Suriye’ye girmek varken, gerginliği tırmandıran provokasyonlara başvurmasının başka bir izahı yok.

Bu noktada durup düşünmekte fayda var. Bütün dünya, Suriye’ye askeri bir müdahalenin hassasiyetlerinin farkındayken ve süreç alabildiğine frenli ilerlerken nasıl oluyor da Türkiye savaşı bu derece tahrik eden bir siyaset izleyebiliyor. “Türk milletinin fetihçi karakteri”nden tutun, “bölgesel liderliği” nesnellik mertebesine çıkaran türlü izahatlar, bu özel durumu açıklamaya çalışıyor. Tüm bu akıl yormaların ortak özelliği ise gündemi, gündeme sokuluş biçimiyle tartışmak. Kimse savaşın gerçek bir ihtimal olup olmadığı sorusunun veya AKP’nin savaştan çok savaş gerginliğinin oluşturduğu şartlarlardan nemalanma ‘cinliğinin’ peşine düşmüyor.

Suriye’de Esad rejimini sonlandırmak sanıldığı kadar kolay değil. Bu zorluk rejim ordusunun askeri kabiliyetlerinden veya Esad’ın toplumsal desteğinden ileri gelmiyor. Suriye’nin yeniden yapılandırılması, emperyalist aktörlerin üzerinde anlaşamadıkları bir konu. Farklı emperyalist çıkarların karşılaştığı bir cephe özelliği taşıyor Suriye. Dolayısıyla Libya’daki gibi aceleye getirilecek bir mesele değil. İhtiyat ve emperyalistler arası bir konsensüs şart gözüküyor. Önceki müdahale süreçlerinden dışlanan Türkiye ise bütün bu dengeleri hesaba katmadan, ‘lider ülke’ iddiasına daha fazla halel gelmesin endişesiyle Suriye konusunda aktif bir rol üstlenmeye çalıştı. Esad rejiminin diğerleri gibi kısa sürede yıkılacağı sanısı ve rol kapma telaşı, Suriye politikasının esasıydı. Kralcının kraldan daha tempolu hali özellikle Birleşmiş Milletler görüşmelerinde kendini belli etti. Uluslararası camiayı ikna edemeyen Türkiye için geriye iki seçenek kalıyordu. Ya Suriye tavrında kökten bir değişiklik yapmak ya da yalnız bırakılmışlığın küskünlüğüyle savaşın üzerine üzerine giderek kendini ‘önemsetmek’. AKP tabii ki şişkin egosuna uygun olanı tercih etti. Bu şantajın ilk sonuçları ise bekledikleri ‘ilgi’ ve ‘önemsenme’ duygusunu karşılar nitelikte. Top atışlarının ardından gelen itidal telkinleri ve Suriye için düşünülen müzakere platformlarında sandalye sahibi olarak zikredilmesi Türkiye’yi fazlasıyla memnun ediyor.

Son birkaç haftadır Türkiye tarafından yapılanlara baktığımızda gerginliği tırmandırmak yanında savaşı uzaklaştıran bir amaç güdüldüğü de anlaşılabiliyor. Rusya ve Ermenistan’la ilgili uçakların indirilmesini kimse Türkiye’nin meydan okuması olarak görmesin. Bu şartlarda savaşın yayılma potansiyeli ne kadar ‘hatırlatılırsa’, ihtiyatlı politikalar o derece ağırlık kazanır. Uluslararası bir askeri müdahalenin yakın zamanda olamayacağını anlayan AKP iktidarının peşinde olduğu şey savaşmadan, savaş tarafı olarak masada kendine yer açtırmak. Siyasetin en ‘doğrudan’ biçimi olan savaşı bile dezenformasyona uğratan bir performans sergiliyor AKP. Savaşın kendisinden çok ihtimalini kullanarak ‘lider ülke’ iddiasını perçinleyecek ‘etkinlik’ görüntüsü oluşturmaya çalışıyor. Hiçbir nesnelliği ve uluslararası karşılığı olmayan ama iç politikada AKP’nin şiddetle ihtiyaç duyduğu bir unsur bu.

Türkiye’nin bölgede bağımsız ve ‘stratejik derinliği’ olan bir politika izlediği fikri hiç olmayacak kesimlerde bile kabul görmeye başladı. “Ortadoğu’ya çeki düzen verecek lider Türkiye” veya “neo-Osmanlı vizyonu” ayrı bir yazının konusu. Ancak şunu söylemek gerekir ki, Türkiye’nin bağımsız denilen ‘emperyal’ projeksiyonunun kendisi bile emperyalist menşeli. ABD İstihbarat Konseyi’nin 2005 raporunda, hilafet misyonlu bir Türkiye’den bahsedilmesi, bu tip lider ülke politikalarına da kaynaklık etti. Daha ulaşamadığı ‘imparatorluğunu’ bile ABD’nin projeksiyonlarına dayandıran bir hayal gücünün pespayeliği gerçekten tiksindirici. Ancak bu mesnetsiz iddianın içerde ziyadesiyle alıcısı var. Uluslararası arenada daha etkin, gerektiğinde herkese kafa tutan Türkiye algısı önemli oranda toplumsallaşmış durumda. Neo-muhafazakarlığa mündemiç imparatorluk özlemlerini okşayan bu politika, AKP’yi sağın merkezi haline getiren önemli bir dinamik. Ortadoğu değişiminde inisiyatif sahibi olamayan AKP’nin “etkin ülke” mizanseninin bozulma riski, Suriye’deki öne atılmalarını da koşulladı. Buradan bakıldığında AKP’nin savaş ile seçimleri birlikte kurguladığını ve savaşı araçsallaştırdığını söylemek mümkün.

“One minute” ve Fransa çıkışlarının iç getirilerini hafızasına kaydeden AKP’nin en zorlu seçimler dönemini boş geçeceğini kimse düşünmesin. AKP, ‘lider ülke’ kasıntılarına ve savaşın eşiğinde olma durumunun tabanının da sağlayacağı ‘tahkimata’ en fazla ihtiyaç duyacağı döneme giriyor. Her seçim dönemine özgü AKP repliklerini duymaya başladık zaten. Kürt sorununda yeniden yumuşayan söyleme de biraz da buradan bakmak gerekiyor. Kuşkusuz savaş çok tehlikeli bir ‘oyuncak’. O nedenle mevcuttaki savaş riskini ‘yalandan’ sayan bir yaklaşım doğru değil ancak tüm enerjisini savaşa sarf ederek, çalışanlara, yoksullara karşı azgınlaşan saldırıları es geçen bir ‘muhalefet zafiyetine’ de düşmemek gerekiyor.

© CopyLEFT Sendika.Org'un tüm yazılı ve görsel içeriği kaynak göstermek koşuluyla özgürce kullanılabilir.

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann
Scroll to top