Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi’nin “Örgütsel Dönüşüm ve Devrimci Tarz Oluşturma” 4. Olağan Genel Konferansı Yapıldı – TÖPG Reviewed by mustafa on . Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi'nin (Toplumsal Özgürlük Platformu) 4. Olağan Genel Konferansı 31 Ağustos - 3 Eylül 2011 tarihleri arasında İstanbul Tabip Odas Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi'nin (Toplumsal Özgürlük Platformu) 4. Olağan Genel Konferansı 31 Ağustos - 3 Eylül 2011 tarihleri arasında İstanbul Tabip Odas Rating:

Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi’nin “Örgütsel Dönüşüm ve Devrimci Tarz Oluşturma” 4. Olağan Genel Konferansı Yapıldı – TÖPG

Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi’nin (Toplumsal Özgürlük Platformu) 4. Olağan Genel Konferansı 31 Ağustos – 3 Eylül 2011 tarihleri arasında İstanbul Tabip Odası Konferans Salonu’nda yapıldı. 4 gün süren Konferansa Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi’nden (TÖPG) 106 delege, delege olmayan izleyiciler ve siyasi kurumların temsilcileri katıldı.

Konferans, Toplumsal Özgürlük Platformu’nun adını “Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi” olarak değiştirdi.

Konferans Juliana Gözen’in yaptığı giriş konuşması ile başladı. Konferans Divanı’na Hikmet Sarıoğlu, Meral Çınar ve Tülay Hatimoğulları seçildi. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde hayatını kaybeden kadın ve erkek devrimciler için yapılan saygı duruşunun ardından Konferans açılış konuşmasını TÖP adına Oğuzhan Kayserilioğlu yaptı. Oğuzhan Kayserilioğlu konuşmasında, dünya ve Türkiye üzerine geniş bir siyasal ve ekonomik değerlendirme yaptı. Kayserilioğlu, emekçilerin ve ezilenlerin mücadele tarihinin Türkiyeli Komünistleri bugün her zamankinden daha yakıcı bir biçimde birleşik komünist özneyi kurmaya çağırdığını vurguladı.

Konferansa EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, SP MYK Üyesi Mustafa Kaçaroğlu, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Sema Solaklı, ESP Genel Başkan Yardımcısı Çiçek Otlu, SDP temsilcisi Aziz Güler,Türkiye Gerçeği Temsilcisi Bülent Parmaksız, Komünist Köz Temsilcisi Gülistan Özdemir ve BDP İl Başkan Yardımcısı Dursun Yıldız ilk gün izleyici olarak katıldılar ve yaptıkları konuşmalarla konferansın Türkiye devrimci hareketi için başarılı olmasını dilediler. Sosyalist Birlik Hareketi Temsilcisi Mehmet Saltoğlu’nun da mesajı okundu. Konferansa katılamayan TÖPG üyeleri de, yazdıkları mesajlarla ve canlı telekonferans bağlantıları ile Konferansa başarı dileklerini ilettiler.

AKP’nin 21 Eylül siyasi komplosu sonucu bir yıldır Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan TÖP sözcülerinden Tuncay Yılmaz ve TÖP üyesi Semih Aydın, Hopa olaylarının protesto gösterilerinde tutuklanan ve halen Sincan Kapalı Cezaevinde bulunan TÖP üyesi Göksel Ilgın’ın mesajları okundu.

Tuncay Yılmaz mesajında “Bizler tutsaklığı, bilinci ve öfkeyi ve iradeyi bileyen; cezaevinde geçen her günü ‘Kızıl bir profesör olmak için’ değerlendiren bir geleneğin öğrencileriyiz. Tutsaklığımızı da dışarıdaki mücadelemiz kadar anlamlı kılacak gücü, bu gelenekten ve sizlerin pratikleştirmekte olduğunuz paradigmadan alıyoruz” diyerek başarılar diledi.

Konferans, Tuncay Yılmaz, Semih Aydın ve Göksel Ilgın’ın şahsında tüm siyasi tutsaklara alkışlar ve sloganlarla devrimci selamlarını iletti.

Dünya – Kriz ve politik durum ve Ortadoğu
Konferansın ilk oturumu iki alt başlıkla gerçekleştirildi. “Dünya – Kriz ve Politik Durum” önergesinin sunumunun ardından yapılan tartışmalarda dünyadaki güç dengelerinde değişim eğilimleri ve çok kutuplu bir dünyanın oluşmakta olduğu ifade edildi. Küresel bir kaos olasılığına dikkat çekildi.

ABD’nin tek süper güç/küresel hegemonik güç olmaktan, çok kutuplu bir dünyanın en büyük kutbu olmaya doğru gittiğine dikkat çekildi. Çin, Almanya-Fransa eksenli Avrupa, Rusya ve Japonya’nın da yeni dönemin küresel kutupları olarak yer almaya çalıştığı tespiti yapıldı. Dünya kapitalizminin kendi tarihinin en ağır krizlerinden birini yaşamakta olduğuna işaret edildi ve krizden çıkmak için emekçilerin kazanılmış ekonomik ve sosyal haklarını gasp ederek ve işten çıkarmalarla topyekun saldırıya geçtiği vurgulandı.

Konferans, “TÖPG bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yayılan demokrasi mücadeleleri, kitlesel gösteriler, grevler ve isyanlar biçiminde ortaya çıkan toplumsal hareketleri, küresel kapitalist sistemin yarattığı ve onun krizinin derinleştirdiği eşitsizliklere karşı bir direniş olarak görmektedir. Bu eylemlerle dayanışmayı ve desteklemeyi, enternasyonal bağlar geliştirmeyi devrimci sorumluluğu olarak görür” kararını aldı.

Ortadoğu
Oturumun ikinci alt başlığı olan “Ortadoğu” bölümünde, Tunus ve Mısır’da başlayan ve neredeyse bütün bölge ülkelerini etkileyen direniş, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını savunacak “model ortak” arayışı ve AKP’nin ABD himayesinde “Yeni Osmanlıcılık” stratejisiyle yürüttüğü bölgesel hamleleri tartışıldı.

Ortadoğu’da 20. yüzyılın başından bu yana açlık, yoksulluk, vurgunculuk, baskı ve zulümden kaynaklı biriken gerilim, öfke ve enerjinin patladığı belirtilerek; bu patlamanın yarım asırlık tiranları alaşağı ederken küresel sermayenin hesaplarını da değiştirdiği vurgulandı.

Konferans, halkların kardeşliği şiarını yükselterek, emperyalist saldırıya karşı dünyadaki ve özel olarak bölgedeki direnişçi çizgide yer alan komünist, devrimci ve tarihsel direnişçi güçlerle işbirliği ve dayanışmayı geliştirmenin ertelenemez olduğu tespitini yaptı.

Konferans, ABD ve diğer emperyalist güçlerin, halkların adalet, demokrasi ve özgürlük talepleri doğrultusunda geliştirdikleri hareketleri, kendi çıkarları doğrultusunda bölgeyi şekillendirme amacıyla yönlendirme çabası içinde olduklarını tespit etti.

Emperyalizmin bölge ülkelerine yönelik askeri, ekonomik vb. müdahale hazırlıklarına karşı tüm anti-emperyalist güçlerle birlikte TÖPG’nin aktif bir mücadele içinde olacağını ifade etti.

Türkiye – Kriz ve politik durum
Konferans 2. gün çalışmalarına “Türkiye – Kriz ve Politik Durum”, “Kürt Halk Hareketi” ve “Faaliyet Yürütülen Alanlar ve Politikamız” başlıkları ile devam etti.

Konferans, oligarşik egemenlik içinde AKP-Ordu arasında süregelen iktidar mücadelesinin AKP öncüğündeki güçlerin açık üstünlük sağladığı bir konuma yerleştiğini ve bunun Ordu merkezli eski rejimin yerine yeni bir rejimin kurulması için gerekli güç alanını oluşturduğunu saptadı.

Bu dönüşümün, demokratik-reformcu zeminde değil, eski rejimin oligarşik-totaliter yapısı içinde yaşanan ve o yapı içinde bir iktidar değişimi yaratan restorasyon zemininde olduğu vurgulandı. İktidar odağındaki Ordu’nun ayrıcalıklı-tarihsel rolünün tasfiye edildiği ve sermayenin mutlak egemenliği AKP öncülüğünde inşa edildiği belirtildi. Sürecin finalinin yeni Anayasa ile yapılacağı ve yeni rejimin anayasal güvence içine alınmaya çalışılacağına dikkat çekildi.

Dönüşüm sürecine, demokratik ögelerin, ancak ve sadece o yönde özel ve yeterli baskı yapan halk hareketiyle katılabileceği saptandı. Günümüzde Kürt Halk hareketinin yeterli güce sahip olduğu ve yeni anayasa sürecine demokratikleşme yönünde bilinçli baskı yaptığı, o baskının sonuç alma imkanlarına sahip olduğu vurgulandı.

Kürt Halk Hareketinin demokratikleşme yönündeki hamleleri ve yarattığı güç alanı, şayet Türkiyeli devrimci ve demokrat güçler tarafından gerekli desteği alır ve onun ötesinde, mücadelede devrimci-demokratik ortaklaşma sağlanırsa, kimi demokratik kazanımlar elde edilebileceği saptandı. İçinde bulunulan somut-tarihsel dönemde, sermayenin oligarşik-totaliter egemenliğine karşı bir demokratik-halkçı güç/egemenlik alanı yaratılabileceği, bu zeminde toplumsal meşruiyet sağlanabileceği ve bu durumun sonuçlarının, yeni anayasa süreci güncelliğinden başlayarak sisteme ve onun her türden politik rejimine dayatılabileceği belirtildi.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz bütün yönleri ile tartışıldı ve kapitalizme karşı, merkezine finans kapitalin tasfiyesini koyan demokratik halk iktidarı hedefiyle karşı çıkılması gerektiğini saptandı
.

Krizin faturası sermaye sınıfına
Konferans “krizin faturası sermaye sınıfına” güncel programını kabul etti. Programda öne çıkan başlıklar şöyledir:

Herkese iş, ücretler düşürülmeden çalışma süreleri kısaltılsın, geçimlik araçlara yapılan zamlar geri alınsın, işten çıkarma yasaklansın, SSGSS iptal edilsin, asgari ücret insanca yaşam düzeyine çıkarılsın, kıdem tazminatını tasfiye girişimine son verilsin, parasız eğitim, parasız sağlık, kredi kartı borçları silinsin, dolaylı vergiler kaldırılsın, artan oranlı servet vergisi uygulansın.
Ayrıca, Türkiye’de kapitalist sermaye birikiminin sağlanmasına ücretli emek sömürüsü kadar kadınların ev içinde ücretlendirilmemiş ev içi emeğinin önemli katkısı bulunduğuna dikkat çekildi. Özellikle 2000 sonrasında sosyal devlet uygulamalarından tamamen vazgeçilmesi sonucu bakım hizmetlerinin de kadınların üzerine yıkıldığı tespitini yapan Konferans, patriarkal kapitalizm tarafından görünmez kılınan kadınların emeğinin ev içinde sömürülmesine karşı çıkarak, kadınların patriarkal kapitalizm karşısındaki mücadelelerini destekleme kararı aldı.

Konferans önceki 2 dönemden oldukça farklı küresel-bölgesel ve ulusal koşulların 3. AKP iktidarını kuşattığı tespitini yaptı.

Kapitalizmin küresel krizindeki derinleşmenin, ABD taşeronu olarak hegemonya/egemenlik dayatılan Ortadoğu’daki olağanüstü gelişmelerin Türkiye’ye yansıtacağı gerilimlerin ve Kürt hareketi tarafından dayatılan çözüm zorlamasının, AKP’yi kuşatan ana ögeler olarak belirginleştiğine dikkat çekildi. Öte yandan, derinleştirilerek sürdürülen neo-liberal uygulamalara karşı oluşan meşru halk tepkileri de, şayet sosyalistler tarafından uygun katılım sağlanırsa hızla kitleselleşme potansiyelini taşıyor tespiti yapıldı.

Konferansımız, önümüzdeki dönemde, yükselme potansiyeli taşıyan veya bir biçimde hareket halinde olan halk hareketlerinin içinde yer alma ya da gerektiğinde öncülük yaparak oluşmasını sağlama görevinin acilliğine vurgu yaptı. “Uygun örgüt ve mücadele biçimlerini yaratma, gerekli cesaret ve cüretle kuşanma ve bitmeyen bir devrimci enerjiyle halk hareketinin içinde olma şimdi tarihsel-kalıcı kazanımlar elde etme imkanını taşıyor” denilerek karar altına alındı.

Kürt Halk Hareketi
Konferans, yürütülen tartışmalar sonucu Kürt Halkının kendi kaderini özgürce belirlemesini sonuna kadar savunduğunu ifade etti ve bu kapsamda ilan edilen “Demokratik Özerklik”i selamlayarak, ülkedeki ve bölgedeki tüm komünist, devrimci, demokrat halkçı güçleri Kürt Halkına dayatılan imha karşısında Kürt Özgürlük Hareketi ile dayanışma içerisinde olmaya çağırdı.

Konferans, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Marksizm-Leninizm’e ilişkin geliştirdiği tutumun, dünyanın şimdiki nesnelliğini kavrama ve evrensel kurtuluş hareketleriyle ilişkilenme tarzında yaratacağı zaafların yanı sıra, başta Kürt Halkı içerisinde olmak üzere bölgesel ve küresel düzlemdeki sınıf mücadelelerini anlama ve emek güçleriyle verimli ilişkiler geliştirme noktasında önemli eksiklikler yaratacağı konusuna dikkat çekti.

İslamiyet ve sol
“Faaliyet Yürütülen Alanlar ve Politikamız” oturumunda ilk olarak “İslamiyet ve Sol” önergesi tartışmaya açıldı.
Konferans yürütülen tartışmalar sonucunda TÖPG’nin yoksul Müslümanların eşitlik-adalet-özgürlük taleplerinin ve kapitalist sömürüye karşı mücadelelerinin yanında olacağını ilan etti. Konferans, hareketimizin, sosyalist bir politik program etrafında mücadele etmek isteyen Müslümanlara kapılarının açık olduğunu vurguladı.

Müslümanlığın yoksullar ve emekçiler tarafından yorumlanmasının ürünü olacak olası Yoksul Müslümanlar Hareketi’nin meşruiyetini tanıma ve onu yakın ittifak güçleri arasında görme kararını aldı.

İşçi sınıfı hareketi – Örgütlenme stratejisi ve taktikler
“İşçi Sınıfı Hareketi -Örgütlenme Stratejisi ve Taktikler” ve “Kamu Emekçileri Hareketi -Örgütlenme Stratejisi ve Taktikler” bugünün son başlıkları oldu.

Yürütülen tartışmalar sonucunda TÖPG’nin komünist temeldeki siyasallaşmasını, sınıfın siyasallaşmış hali olarak gördüğü ifade edildi. TÖPG Hareketinin, kendisini ideolojik-politik-örgütsel düzeylerde sınıfın öz ve bütünsel çıkarları temelinde konumlandırarak çalışmalarını örgütlemeye devam edeceği vurgulandı.

Konferans örgütlenmede temel hedefin işçiler olmasında ısrar edeceğini ve işçi sınıfı merkezde olmak üzere, diğer anti-kapitalist alanlarla, her alanın kendi özgünlüğünde özgürleştiği birleşik bir mücadele oluşturmayı önüne görev olarak koymayı kararlaştırdı.

Kamu emekçileri hareketi – Örgütlenme stratejisi ve taktikler
Konferans, Kamu Emekçileri Sendikal Hareketini aşağıdan yukarıya bir yeniden kuruluşa zorlayacak sendikal açılım/birlik/platform oluşturulmasının, siyasal ve sendikal düzlemde birbirine yakın anlayışlara sahip siyasi ekiplerin bu dönemde yapmaları gereken en önemli devrimci görev olduğunu saptadı.

1) KESK içinde Toplumsal Özgürlükçü Kamu Emekçilerinin alanın kimliğine uygun bir kitlesel-taktiksel örgütlenme çizgisini hayata geçirmesini,

2) Kamu emekçilerinin “taktik örgütlenme” pratiğinin, “Toplumsal Özgürlükçü Kamu Emekçisi” kimliği ve örgütlenmesini zayıflatmadan, “Toplumsal Özgürlük KESK Türkiye Koordinasyonu” iradesiyle yürütülmesini kararlaştırdı

Konferans’ın 3. gününde “Faaliyet Yürütülen Alanlar” ve “Birlik – İttifak Politikası” konuları tartışıldı.

Özgürlükçü Gençlik
İlk olarak “Gençlik” Oturumu yapıldı.
Özgürlükçü Gençlik’in TÖPG ile ideolojik siyasi ortaklaşmasının yanı sıra bağımsız bir örgütlenme oluşu ve 2010 yılında düzenlediği “Önderleşme ve Militanlaşma” Konferansıyla eylem hattından ekolojiye, demokratik devrimden, birliğe kadar önerge ve tartışmalarıyla ete kemiğe büründüğü ve kendisini daha görünür kıldığı tespiti yapıldı.
TÖPG’nin ideolojik politik hatta gençlikle ördüğü ortaklaşmayı, örgütsel bağımsızlık temelinde kurduğu belirtildi. Konferans, gençliğin ön açıcı rolünü ve militanlaşma ve önderleşme yolunda attığı somut adımları ve “Önderleşme ve Militanlaşma” Konferansıyla ortaya koyduğu irade beyanını ve dernekleşme alanındaki başarılarının önemini vurguladı.

Liseli-dershaneli gençliğin en önemli sorunları olarak; paralı eğitim, eleme sınavları, okullarda kışlayı aratmayan uygulamalar, niteliksiz bilimsellikten uzak eğitim, anadilde eğitimin engellenmesi, anti-demokratik uygulamalar, cinsiyetçi eğitim ve fırsat eşitliğinin olmaması tespit edildi. Konferans, Hareketimizin Lise ve Dershaneleri, tıpkı üniversiteler gibi ayrı bir örgütlenme alanı olarak kabul ederek, bu alanda örgütlenme yürüten Liseli Kıvılcım’la ilişkisini ideolojik politik ortaklaşma ve örgütsel bağımsızlık temelinde kurmasını karar olarak kabul etti.

Kadın kurtuluş mücadelesi
Konferansın “Kadın Kurtuluş Mücadelesi ” başlıklı oturumu sunulan önergelerin çokluğu bakımından en zengin oturum oldu. Sırasıyla “Türkiye’de Kadın Hareketinin Durumu ve Sosyalist Feminizm”, “Neden Sosyalist Feminizm”, “Karma Örgütlerde Kadın Duruşu”, “Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Mücadele” ve “Öğrenci Kadın Faaliyeti” önergeleri üzerine yürütülen tartışmalar sonucunda alınan karar şunlardır:

1) TÖPG’li kadınlar Patriarkal Kapitalizmin tüm sömürü ve saldırılarına karşı sosyalist femin
ist bir perspektifle hareket eder ve kadınları feminist mücedele içinde olmaya çağırır. TÖPG’li kadınlar kadın hareketinin ortak mücadele alanlarının çoğaltılarak daha güçlü bir forma dönüştürülmesi için kurulacak tüm platform, inisiyatif ve oluşumları destekler.

2)TÖPG’li kadınlar kapitalist sistemin kadın emeğine yönelik tüm sömürü biçimlerine karşı bağımsız bir hatta kadınlarla örgütlenmek ve diğer yapılardan kadınlarla bu saldırılara karşı ortak mücadele mekanizmalarının kurulması için çaba harcar.

3) TÖPG’li kadınlar Kürt kadınlarının haklı mücadelesini destekler ve barış için kadınların verdiği mücadelede aktif görev alır.

Feminist Politika Süzgeci
4) TÖPG içerisinde Platformun her alandaki politika ve uygulamalarını, kurumlarını inceleyen ve izleyen “Feminist Politika Süzgeci” inisiyatifini kurar. Feminist Politika Süzgeci tercihen TÖPG’nin çeşitli kurumlarından (1 kadın üye) gelecek biçimde TÖPG’li kadın temsilcilerden oluşur. Yaptığı eleştiriler sonucunda tavsiye kararları alır. İşleyiş bu inisiyatifi oluşturacak kadınlara bırakılmalıdır.

5) Şiddet, taciz, tecavüz ve cinayetlerin önlenmesi için kamusal önlemler alınmalı, bu suçlara verilen cezalar ağırlaştırılmalı; tecavüze uğrayan kadınların “psikolojisinin bozulup bozulmadığını” araştırmak, haksız tahrik ve zamanaşımı gibi cezalandırmayı engelleyici hükümler uygulanmamalıdır. Tacize, tecavüze ve her türlü şiddete uğrayan kadınlar için kadınların yönetiminde kadın danışma merkezleri ve kadın sığınma evleri açılmalı, bağımsız konut edinme gibi olanaklar sağlanmalıdır. Medyanın kadına yönelik cinsel ve fiziksel şiddeti kışkırtan erkek egemen diline karşı hukuki yaptırımlar uygulanmalıdır,

6) Kadınları mağdur eden, şiddeti derinleştiren savaş politikalarına son verilmelidir.

7) Şiddet gören, ölümle tehdit edilen kadınların, tüm yasal haklarını kullanmalarının sağlanmasının yanında, bu kadınlar özel önlemlerle koruma altına alınmalı, bu tür şikâyetlerin üstü “aile meselesi” denilerek kapatılmamalı, polis, savcı, hâkim ve diğer devlet görevlilerinin yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlayacak yaptırımlar geliştirilmelidir,

8) Öğrenci kadınların yaşadığı sorunlar zemininde derinleşerek örgütlenmeyi esas alır. Bununla birlikte, kadınların yaşadığı her türlü ezilme, sömürülme, şiddet ve baskı konusunda söz söylemeyi önemser ve TÖPG içinde diğer alanlarda faaliyet yürüten kadınlarla bir araya gelmekten ve ortak çalışmalar örgütlemekten çekinmez.

Erkeklik rollerinin reddi
Ayrıca Konferans delegelerinden bir grup kadının önerisi üzerine Konferans “TÖPG’li erkeklerin partiyarkal sistemin kendilerine dayattığı erkeklik rollerini sorgulamaları ve erkek egemen zihniyet ve uygulamalara karşı mücadele araçları geliştirmeleri” yönünde bir tavsiye kararı aldı.

LGBTT hareketi – homofobi ve sol
“LGBTT Hareketi – Homofobi ve Sol” önergesi TÖPG Konferansında ilk kez ayrı bir başlıkla ele alındı ve Konferans LGBTT’lerin mücadelesini desteklemeyi, hukuki düzlemde, kamu hizmetlerinde (iş, eğitim, sağlık vd.) toplumsal her alanda LGBTT’lere yönelik ayrımcılığı önlemek için mücadeleyi politik gündemine alma kararı verdi. Konferans, TÖPG’nin LGBTT örgütleri ile ilişki ve dayanışma içinde olmasını; homofobi ve heteroseksizme karşı tavır almayı ve kendini seksist söylemlerden arındırmayı karar altına aldı.

Ekoloji
“Ekoloji” oturumunda Konferans, ekolojik yıkıma karşı verilecek komünist direnişin, emek-sermaye çelişkisinin merkezinde olduğu anti-kapitalist toplumsal hareketler alanında konumlandığı ve o alandaki bütün hareketlerle dolayımlarla ilişkilendiğini vurguladı.

Eko-sosyalist hareketin, sermayenin doğayı talanının, yaşadığımız güncellikte yaşama hakkını tehdit altına sokmasına karşı meşru bir direniş olarak tarih tarafından göreve çağrıldığı vurgulandı. TÖPG var olanların içine girerek ya da yenisini örgütleyerek eko-sosyalist mücadele içinde pratik olarak yer almayı ve onu büyütmeyi kararlaştırdı.

Ekolojik alanda reformlar için mücadelenin acil önemini tespit ederek farklı siyasi zeminlerde bulunan ekolojik hareketlerle de farklı düzeylerde ortaklaşmanın önemine vurgu yapıldı.

Yerel yönetimler
“Yerel Yönetimler” oturumunda yapılan tartışmalar sonucunda Konferans; kapitalist sistemin hegemonyasını sürekli yeniden ürettiği ve rant yaratıp onun üzerinden büyük karlar elde ettiği geniş bir alan olan yerel yönetimler konusunda sosyalistlerin alternatif politikalar geliştirmesinin önemini vurguladı.

Konferans, yerel yönetimlere ilişkin politikalar belirleyebilmek ve uygulamak için mümkün olan bütün yerleşim birimlerinde güncel ve sosyal ihtiyaçların karşılanmasını örgütlemeyi de hedefleyen, sürekliliği olan “Yerel Çalışma Platformları”nın kurulmasını ve her yerel çalışma platformunun o yerin özgünlüğüne yönelik politikalar üretip, seçimlerde güç biriktirilen yerlerde aday çıkartması kararını aldı.

Önümüzdeki dönemde sırf yerel yönetimler konulu bir genişletilmiş toplantı yapılması benimsendi.

Birlik ve ittifak politikası
Konferansın 3. gününün son oturumu olan “Birlik ve İttifak Politikası”, “Sosyalist Yeniden Kuruluş” ve “Çatı/Kongre Partisi” alt başlıkları ile ele alındı. TÖP, SDP, SP, SBH, SGPH’den oluşan Sosyalist Yeniden Kuruluş – Parti Girişimi (SYK-PG) konusunda Konferans, TÖPG’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Sosyalist Yeniden Kuruluş – Parti Girişimi’nin her düzeydeki çalışmasına aktif olarak katılmasını kararlaştırdı.

Ancak, bileşenler arasında ciddi görüş ayrılıklarının ve takvime ilişkin farklı yaklaşımların bulunmasını dikkate alarak ve bugüne kadar ki tempoyu göz önünde bulundurarak, SYK-PG’nin bütün bileşenleriyle ortak partiye varmasının başlangıçta öngörülenden daha düşük bir hızla ilerlediğini belirledi. Bileşenler arasında birbirine yakın olanların daha hızlı biçimde bütünleşmesinin olası olduğunu ve meşruiyetinin bulunduğunu kabul etti.

SYK-PG’nin toplam bileşenlerinin, mevcut ilişki düzeyini kalıcı stratejik ittifak zemininin gerisine düşürecek söylem ve pratiklerden uzak durmasının önemini vurguladı.

Çatı-Kongre hareketi
Konferans, Kürt Halk Hareketiyle Türkiye’li sosyalistlerin, feministlerin, ekolojistlerin, barış güçlerinin, Alevilerin, farklı ulusal-demokratik hareketlerin ve farklı yapılardaki demokratların, ezilenlerin-emekçilerin nihai kurtuluşuna doğru devrimci-demokratik bir zeminde anti-tekelci bir kimlikte kuracakları stratejik bir ittifakın, sadece ülke açısından değil bölge ve dolayısıyla dünya açısından tarihsel ağırlık taşıyan bir politik hamle olacağını saptadı.

Böylesi geniş bir ittifak alanının, ancak, katılımcı bütün güçlerin politik varlıklarını ve yönelimlerini meşru gören ve özgün hassasiyetlerini gözeten bir tutumla inşa edilebileceği vurgulandı.
TÖPG, bu amaçla yürütülen çalışmalarda etkin olarak yer almaya devam edecektir kararı alındı.

Meslek örgütlülükleri
Konferansın son günü olan 4. günde “Faaliyet Yürütülen Alanlar ve Politikamız” oturumu “Meslek Örgütlülükleri” oturumuyla tamamlandı. Konferans, meslek alanlarına ilişkin, özlük haklarının gaspına ve kapitalizmin yeni saldırı politikalarına karşı mücadelelerini desteklemeyi ve TÖPG üyelerinin yerellerde meslek örgütleri faaliyetlerinde bulunması ve yerelinde bulunan meslek örg

© CopyLEFT Sendika.Org'un tüm yazılı ve görsel içeriği kaynak göstermek koşuluyla özgürce kullanılabilir.

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann
Scroll to top